Sipariş bebek soruşturması kapsamında, genç kadınların üreme hücrelerini alıp tüp bebek tedavisi isteyenlere satan çeteye yönelik operasyonlarda gözaltı sayısı 44'e yükseldi. KKTC'den İstanbul'a dönen iki kadının havalimanında yakalanmasının ardından süreç derinleşirken, tıp ve hukuk çevreleri "anne kim?" sorusu üzerine farklı görüşler sundu.
İstanbul merkezli 14 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda; bir örgüt lideri, beş örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, iki kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile dört seyahat organizatörü dahil toplam 53 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Soruşturma kapsamında 2 milyon euroluk para trafiği tespit edildi. Şebekenin, 41 kadın tarafından toplam 811 kez yumurta satışı gerçekleştirildiğini belirlediği ve kadınların kan grubu, göz, saç ve ten renklerinin yer aldığı bir katalog hazırlayarak müşterilere sunduğu ortaya çıktı.
Biyolojik anne ile hukuki anne arasındaki fark nedir?
Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, genetik materyali sağlayan kadın ile doğumu gerçekleştiren kadının statüsü tartışılmaya başlandı. Kadın Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şule Yıldız, biyolojik anneliğin genetik bağa dayandığını belirterek, "İkisi de biyolojik anne olarak geçebilir. Bir tanesi yumurtalarını veren anne, bu genetik olarak bebeğin annesidir. İki örnekten de test yapsanız genetik olarak çocuk yumurtanın geldiği anne ile eşleşir" dedi.
Hukuki açıdan ise durum farklı bir boyut kazandırıyor. Aile Hukuku Uzmanı Avukat Güzide Şeniz Özsoy, Türkiye'de yumurta bağışı ve taşıyıcı annelik uygulamalarının hukuken yasak olduğunu hatırlattı. Özsoy, "Yumurtasını veren kadın genetik anne olduğunun DNA testi ile kanıtlanması tek başına hukuki annelik sıfatını kazandırmaz" diyerek, Türk hukukunda annenin doğuran kadın olarak kabul edildiğini ifade etti. Özsoy ayrıca, bu tür bir uyuşmazlıkta yargının nasıl karar vereceğine dair henüz yerleşik bir içtihat bulunmadığını ekledi.
Şebeke lideri donörlükten örgüt yöneticiliğine yükseldi
Soruşturma dosyasına göre, örgüt lideri olduğu değerlendirilen Hacer T.'nin sürece önce donörlük yaparak başladığı ve sistemi öğrenerek organizasyonun başına geçtiği belirlendi. Hacer T.'nin, daha fazla kazanç sağlamak amacıyla yeni kadınlar bulup komisyon alarak donör sağladığı tespit edildi. Şüphelinin, ilaç temini ve donörlük faaliyetlerini tek çatı altında yürütmek için örgüt yöneticilerinden Muharrem Ş. İle evlilik dışı bir ilişki yaşadığı belirlendi.
Sistemde kadınların önce İstanbul'da muayene edildiği, ardından 80 euro karşılığında yumurta vermek üzere KKTC'ye gönderildiği ve burada toplanan hücrelerin tüp bebek merkezlerine satıldığı deşifre edildi. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı olduğu belirlenen şebekenin, örgüt liderinin eşinin CİMER'e yaptığı başvuruyla mercek altına alındığı öğrenildi.







