
Mao'nun mirası: Çin'deki devrimin 1.4 milyarlık yansıması
Gazeteci ve yazar Zülal Kalkandelen, Çin Halk Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyaretin ardından kaleme aldığı izlenimlerinin ilk bölümünde, ülkenin emperyalist geçmişten günümüz süper gücüne uzanan dönüşümünü anlattı. Kalkandelen, Mao Zedong’un 5 Ocak 1930’da Lin Biao’ya yazdığı mektuptaki “Tek bir kıvılcım bozkır yangınını başlatabilir” sözünü hatırlatarak, Çin’in bugünkü etkisini bu perspektiften değerlendirdi.
Çin’in tarihsel yolculuğu: Hanedanlıklardan süper güce
Kalkandelen, Çin anakarasının MÖ 2100’den günümüze uzanan görkemli tarihine dikkat çekti. 1.4 milyar nüfusuyla Hindistan’dan sonra dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Çin, ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda bulunuyor. Yazar, 1800’lerin ortalarına kadar dünyanın en büyük birinci ve ikinci ekonomisini Çin ve Hindistan’ın temsil ettiğini, 1950’de Çin’in dünya gayri safi yurtiçi hasılasından (GSYİH) aldığı payın yüzde 5’e gerilediğini, bugün ise bu oranın yüzde 18.5’e çıktığını belirtti. Barut, kâğıt, matbaa ve pusulanın keşfedildiği, İpek Yolu’nun kurulduğu bu toprakların, 21. Yüzyılda “Made in China” ibaresiyle dünyaya damgasını vurduğunu ifade etti.
Emperyalist kuşatma ve Şanghay’ın dönüşümü
Yaklaşık 30 milyon insanın yaşadığı Şanghay’ı ziyaret eden Kalkandelen, kentin küçük bir balıkçı kasabasından küresel bir ticaret devine dönüştüğünü yazdı. Bu dönüşümün ardında, 1839’da başlayan Afyon Savaşları’ndan bu yana gelişen bir süreç olduğunu vurguladı. İngiliz donanmasının kazandığı savaşların ardından imzalanan Nanjing Antlaşması ile Şanghay’ın dış ticarete açılan liman kentlerinden biri olduğunu, 1856’daki ikinci savaşın ardından yapılan Pekin Antlaşması ile Hong Kong’un bazı bölgelerinin Birleşik Krallık’a devredildiğini aktardı. Bu dönemin Çin toplumunda müthiş bir yozlaşma ve çürümeye yol açtığını, ülkede yabancı ülkelerin yasalarının geçerli olduğu imtiyaz bölgeleri oluştuğunu belirtti.
‘100 yıllık aşağılanma’ ve 4 Mayıs Halk Hareketi
Çin halkının hafızasında emperyalizm karşısında ulusal onurun ayaklar altına alındığı bu dönemin “100 yıllık aşağılanma” adıyla yer aldığını yazan Kalkandelen, I. Dünya Savaşı sonrasında Paris Barış Konferansı’nda Shandong bölgesinin Japonya’ya bırakılmasının, 4 Mayıs 1919’da kitlesel antiemperyalist bir halk hareketini başlattığını anlattı. Bu ayaklanmanın, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kurulmasına giden yolu açtığını ifade etti.
ÇKP’nin ilk kongresi ve bir tuğla ev
Kalkandelen, ÇKP’nin ilk kongresinin 23 Temmuz - 2 Ağustos 1921 tarihleri arasında dönemin Fransız İmtiyaz Bölgesi’nde yer alan Şanghay’daki bir tuğla evde gizli olarak toplandığını hatırlattı. Mao’nun da aralarında yer aldığı 13 delegenin katıldığı kongrenin son günü, Fransız polis baskını nedeniyle yarıda kesildiğini ve delegelerin Zhejiang eyaletindeki Jiaxing şehrinde bir göldeki teknede kongreyi tamamladığını belirtti. Bugün müze olarak açık tutulan o binayı ziyaret ettiğini de sözlerine ek
Yazar
Hakan Aydın, İstanbul siyasetini ve yerel yönetimleri yakından takip eden deneyimli muhabir. Belediye gündeminden şehir politikalarına kadar kente dair haberleri ilk elden aktarıyor.



