
Karot testinde sahtecilik nasıl yakalanıyor? Laboratuvar
İzmir Ekonomi Üniversitesi laboratuvarında yapılan analizler, deprem sonrası yıkılan veya hasar gören binaların hukuki süreçlerinde beton ve demir kalitesinin nasıl tespit edildiğini ortaya koydu. Laboratuvar ortamında alınan karot örneklerine uygulanan dört noktalı basınç yöntemiyle, yapıların taşıma kapasitesi ve çatlama yükü belirlenerek mahkemelere delil sunuluyor.
Laboratuvar analizlerinde hangi yöntemler kullanılıyor?
NTV ekibinin laboratuvar incelemelerinde takip ettiği süreçte, deprem sonrası toplanan karot örnekleri üzerinde kapsamlı testler yapılıyor. Alınan numunelere dört noktalı basınç uygulanarak betonun taşıma kapasitesi, çatlama yükü ve eğilimi ölçülüyor. Beton kalitesinin ardından ise demir testi aşamasına geçilerek donatı demirlerinin dayanıklılığı analiz ediliyor. Bu testler sayesinde projelendirilen yapıda kullanılan malzemenin, onaylı projeye uygun olup olmadığı kesinleşiyor.
Malzeme kusurları ve sahtekarlık nasıl önlenir?
İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Gökhan Kılıç, yapılan incelemelerin özellikle inşaat sektöründeki sahtekarlıkları belirlemede kritik bir rol oynadığını ifade etti. Kılıç, belediye onaylı projelerde C35 betonu kullanıldığı beyan edilse de, yıkım sonrası alınan numunelerin projeye uygun olmadığını tespit edebildiklerini belirtti. Kılıç, "Mesela projelendirilmiş bir yapı yapılırken belediye onay veriliyor. C35 betonu kullandığını söylüyor. Fakat yıkılmadan önce veya yıkıldıktan sonra da olsa alınan bir numune test edildiğinde projeye uygun olmadığını tespit ediyoruz ve bu da mahkemede delil olarak sunulabiliyor." dedi.
Sektördeki riskler: Müteahhit sayısı ve zemin hataları
İnşaat sektöründeki en büyük risklerin malzeme kusurları ve zemin etkileşimi eksikliği olduğunu belirten Kılıç, Türkiye'deki müteahhit sayısına dair dikkat çekici bir istatistik paylaştı. Türkiye'de 300 bini aktif olmak üzere toplam 435 bin müteahhit bulunurken, Avrupa Birliği genelinde bu sayının sadece 25 bin olduğu bilgisini verdi. Kılıç, maliyeti düşürme çabasının can kayıplarına yolendirdiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bizde maalesef pastayı paylaşmak daha vahşice olduğu için hırsızlıklar çoğalıyor ve bundan dolayı da maalesef yıkımlar oluşuyor. Depremi önleyemeyiz ama bunu engelleyebiliriz aslında bunu yapmamız gerekiyor."
Ayrıca zemin etkileşimine dikkat çeken Kılıç, 4 yıl önce İzmir'de yaşanan Samos adası kaynaklı depremde, Bayraklı ilçesinde 80 kilometre uzaklıktaki dokuz binanın yıkılma nedeninin zeminle ilgili sorunlar ve zemin-yapı etkileşimi bilinmeden yapılan projeler olduğunu aktardı. İstanbul gibi yüksek riskli bölgelerde de benzer zemin etüdü hatalarının binaların güvenliğini doğrudan tehdit ettiği unutulmamalıdır.
Yazar
Ceren Sezer, İstanbul adliye, emniyet ve spor kaynaklarının deneyimli ismi. Asayiş haberlerinden yerel sporun perde arkasına kadar güncel olayları sayfalara taşıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Karot testi ile beton kalitesi nasıl anlaşılır?+
Alınan karot örneklerine laboratuvar ortamında dört noktalı basınç uygulanır. Bu yöntemle betonun taşıma kapasitesi, çatlama yükü ve eğilimi ölçülerek malzemenin projedeki değerlere (örneğin C35) uygun olup olmadığı tespit edilir.
İnşaat sektöründeki en büyük riskler nelerdir?+
Prof. Gökhan Kılıç'a göre en büyük riskler arasında düşük maliyetle yüksek kar elde etmek amacıyla yapılan malzeme kusurları (beton ve demir kalitesizliği) ile zemin-yapı etkileşiminin doğru analiz edilmemesi yer almaktadır.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki müteahhit sayısı farkı nedir?+
Türkiye'de 300 bini aktif olmak üzere toplam 435 bin müteahhit bulunurken, tüm Avrupa Birliği genelinde bu sayı sadece 25 bin olarak gerçekleşmektedir. Bu durum sektördeki denetim ve rekabet yapısını etkilemektedir.




