
Türkiye hızla yaşlanıyor: 2060 yılında yüzde 27 öngörülüyor
ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun yayımladığı “Yaşlanan Bir Dünya: 2025” başlıklı rapora göre, dünyadaki 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 10,5 seviyesine ulaşarak insanlık tarihinde ilk kez 5 yaş altındaki çocuk sayısını geride bıraktı. Raporda, bu kritik demografik değişimin beklenen projeksiyonlardan daha hızlı gerçekleştiği vurgulanırken, yaşlanan nüfus sorununun gelişmiş ülkelerin ötesine yayıldığı belirtildi.
Dünya genelinde yaşlı nüfus artışı nasıl seyredecek?
Rapora göre, 2025 yılında 852 milyon olan 65 yaş ve üzerindeki kesimin sayısı, 2060 yılında yaklaşık 2 milyara çıkacak. Bu süreçte yaşlı nüfusun oransal artışının yüzde 10,5'ten yüzde 19,6 seviyesine yükseleceği öngörülüyor. Bölgesel bazda bakıldığında ise ABD'deki yaşlı nüfus oranının yüzde 18,9’dan yüzde 23,4’e çıkması beklenirken, Avrupa'da bu oranın yüzde 21’den yaklaşık yüzde 31 seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor.
Afrika kıtası ise dünyanın en genç nüfuslu bölgesi olma özelliğini koruyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılında dünyaya gelen 132 milyon bebeğin yaklaşık 47 milyonu Afrika'da doğdu. Buna karşılık AB ülkelerinde 2024 yılında sadece 3,5 milyon bebek dünyaya geldi; yani Afrika'daki doğum sayısı Avrupa'nın yaklaşık 13,5 katı olarak kaydedildi. Ancak 2060 projeksiyonları, Afrika'daki yaşlı nüfusun da dört kattan fazla artacağını gösteriyor.
Türkiye'deki demografik riskler nelerdir?
Türkiye, doğum ve çocuk nüfus oranlarındaki düşüşe karşı 2025 yılını “Aile Yılı”, 2026-2035 dönemini ise “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan ederek devlet politikası başlattı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim görevlisi Tarkan Zengin, Türkiye'nin Batı Avrupa'nın 100 yılda geldiği soruna 50 yılda ulaştığını belirterek, "Sadece son 5 yılda yaşlı nüfusumuz yüzde 20 arttı, yüzde 11,1 oranıyla ülkemiz ‘çok yaşlı’ statüsüne girdi" dedi. Zengin ayrıca, 2060 yılında bu oranın yüzde 27, 2100 yılında ise yüzde 33,6 olacağını öngördüğünü ifade etti.
İstanbul ve çevre iller gibi yoğun nüfuslu bölgelerde işgücü piyasası, verimlilik düşüşü ve sosyal güvenlik harcamalarındaki artış doğrudan etkilenme riski taşıyor. Gerontolog Prof. Dr. İsmail Tufan, emeklilik sisteminin ayakta kalması için doğurganlığın artırılması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilik yaşı hemen 65 üzeri olmalıdır. 2050 yılı sonrasında emeklilik yaşının yeniden yükseltilmesi tartışılabilir" uyarısında bulundu.
Yaşlılık krizine karşı hangi önlemler alınmalı?
Gerontolog Dr. Kemal Aydın, Türkiye'de evde ve uzaktan bakım gibi altyapıların bulunduğunu ancak sivil toplumun çalışmalarını artırması gerektiğini belirtti. Aydın, küresel yaşlanma krizine karşı Birleşmiş Milletler nezdinde hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.
Uzmanlar, ekonomik risklere karşı "bakım sigortası" gibi yeni mekanizmaların kurulmasını öneriyor. Prof. Dr. İsmail Tufan ise sadece çalışanların primlerine dayalı sistem yerine, işletme içi emeklilik sigortası ve bireysel emeklilik teşviklerinin hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
Yazar
İstanbul sokaklarının nabzını tutan Elif Polat, mahalle hikâyelerinden vatandaşın günlük yaşamına kadar şehrin insanına dokunan haberleri yazıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Dünyada 65 yaş üstü nüfusun çocuk sayısını geçtiği bilgisi doğru mu?+
Evet, ABD Nüfus Sayım Bürosu'nun "Yaşlanan Bir Dünya: 2025" raporuna göre, 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 10,5'e ulaşarak ilk kez 5 yaş altı çocuk sayısını geride bıraktı. Bu durum küresel ölçekte demografik bir kriz olarak nitelendiriliyor.
Türkiye'nin yaşlanma süreci nasıl ilerliyor?+
Türkiye, Batı Avrupa'nın uzun sürede geldiği yaşlanma sürecine çok daha hızlı ulaştı. Son 5 yılda yaşlı nüfus yüzde 20 artarak yüzde 11,1 seviyesine geldi ve Türkiye "çok yaşlı" statüsüne girdi. 2100 yılında bu oranın yüzde 33,6'ya çıkması öngörülüyor.
Yaşlanan nüfusun ekonomik sonuçları neler olabilir?+
İşgücü piyasalarında beceri açığı ve verimlilik düşüşü yaşanabilir. Sosyal güvenlik sisteminde prim gelirleri azalırken; emeklilik, sağlık harcamaları ve bakım maliyetleri artacaktır. Bu durum, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve yeni sigorta sistemlerinin kurulması ihtiyacını doğurmaktadır.




