Türkiye'de 0-1rag 17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Yeni eğitim yılı yaklaşırken kırtasiye, okul kıyafeti ve beslenme giderleri, özellikle düşük gelirli hanelerin bütçesinde kira, fatura ve gıda harcamalarıyla doğrudan yarışıyor.

Okul masrafları temel ihtiyaçlarla yarışıyor

Derin Yoksulluk Ağı Araştırma ve Savunu Koordinatörü Dr. Önder Uçar, okul döneminin yoksul haneler için yılın en ağır harcama dönemlerinden biri olduğunu belirtti. Geçen yıl ekim ayında 108 haneyle gerçekleştirilen bir çalışmada, 93 hanenin okul masraflarını karşılamakta güçlük çektiği, 91 hanenin ise çocuklarının beslenmesini düzenli hazırlamakta zorlandığı tespit edildi. Uçar, ailelerin harcama yaparken "Hangisini almak istiyorum?" sorusundan ziyade, "Hangisini alabilecek durumdayım?" sorusuna yanıt aradığını ifade etti.

İstanbul'daki pek çok mahallede yaşanan bu ekonomik sıkışıklık, çocukların eğitim ortamlarını da olumsuz etkiliyor. Uçar, faturalarını ödeyemediği için uygun çalışma ortamı bulunmayan ve beslenme konusunda öğün atlayan çocukların bulunduğunu vurguladı. Bu durumun, İstanbul gibi metropollerdeki dar gelirli ailelerin çocukları üzerinde sosyal ve akademik bir baskı oluşturduğu görülüyor.

Ucuz ürün kullanımı çocuk sağlığını tehdit ediyor

Ekonomik zorluklar sadece eğitim olanaklarını değil, çocuk sağlığını da tehlikeye atıyor. İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu üyesi Dr. Emrah Kırımlı, bütçe kısıtlılığı nedeniyle daha ucuz ürünlere yönelmenin risk taşıdığını söyledi. Kırımlı, özellikle küçük çocukların parçaları yutma veya kesici yüzeylere maruz kalma riski nedeniyle kırtasiye ürünlerinin güvenilirliğinin kritik olduğunu belirtti. Kırımlı, "İlk anda ucuz görünen bir ürün uzun vadede daha pahalıya mal olabilir" diyerek ailelerin kamusal desteğe ihtiyaç duyduğuna işaret etti.

Ekonomik dezavantajın kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Kırımlı, aynı mahallede doğan iki çocuğun ekonomik farklar nedeniyle farklı sağlık kaderlerine sahip olabileceğini ifade etti. Uzmanlara göre düşük gelir düzeyi, çocukluk döneminde sağlığa zararlı ürünlere maruziyetin en temel belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor.