Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun oğlu Maduro Guerra, babasının ABD tarafından alıkonulduktan sonra paylaşılan ilk fotoğrafının çekilme sürecine dair detayları paylaştı. "Nicolasito" lakabıyla bilinen Maduro Guerra, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, fotoğrafın Venezuela'da 24 Haziran tarihinde meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından çekildiğini belirtti.
Fotoğrafın çekildiği anlarda Maduro çok üzgündü
Maduro Guerra, babasının deprem felaketinden sonraki moral durumunun oldukça düşük olduğunu ifade etti. Fotoğrafı çeken kişinin, 25 Haziran tarihinde Maduro'nun televizyon başında gelişmeleri takip ettiğini ve iki büyük deprem nedeniyle çok sarsıldığını ilettiğini aktardı. O dönemde izin verilen telefon haklarıyla babasının kendilerini 4-5 kez aradığını belirten Guerra, "Babam La Guaira'nın nasıl olduğunu ve benzeri şeyleri soruyordu. Fotoğrafı çektirecek hiç hali yoktu" dedi.
Fotoğrafın çekilme kararının ise bir ısrar sonucu alındığını söyleyen oğul, babasının şu sözlerini aktardı: "Pekala, Tanrı'nın izniyle günün birinde bu fotoğraf iyi olduğuma, güçlü durduğuma ve direndiğime dair mesaj verir."
Fotoğraflar ABD'ye nasıl ulaştı?
Görselin ulaştırılma sürecine de değinen Maduro Guerra, basılı fotoğrafların 13 Temmuz tarihinde posta yoluyla gönderildiğini ve 25 Ağustos tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir adrese ulaştığını duyurdu. Ailece fotoğrafı gördüklerini belirten Guerra, babasının 30 Ağustos'ta yayımlanan mesajı ise 28 Ağustos Cuma gecesi kendilerine dikte ettirdiğini söyledi.
Venezuela'da deprem ve suçlamalar süreci
Venezuela'da 24 Haziran tarihli depremlerde 6 bin 509 kişi hayatını kaybetmişti. Süreç, 3 Ocak tarihinde Caracas'ta duyulan patlama ve uçak sesleriyle hareketlenmiş, Venezuela yönetimi bu saldırıları ABD'ye bağlamıştı. Dönemin ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında "uyuşturucu terörizmi" ve "kokain kaçakçılığı" gibi ağır suçlamalarla suç duyurusunda bulunulduğunu açıklamıştı.
İstanbul ve bölge medyasının yakından takip ettiği bu diplomatik kriz, Güney Amerika'daki siyasi dengeleri ve küresel güvenlik politikalarını doğrudan etkilemeye devam ediyor.







