
Maariv: Türkiye'nin Savunma Gücü "Hayal Bile Edilemez"
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Maariv, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde ve askeri kapasitesinde kaydettiği yükselişi konu alan kapsamlı bir analiz yayımladı. Gazete, "Güç zırhı Türkiye'de: Bu olayın nasıl gerçekleştiğine inanmak güç" başlığını kullanarak, Ankara'nın bölgesel dengelerde giderek daha etkili bir aktör haline geldiğini vurguladı.
Analizde, İsrail güvenlik çevrelerinin dikkatinin yalnızca İran'a değil, askeri ve teknolojik kapasitesini hızla artıran Türkiye'ye de yöneldiği belirtildi. Maariv, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la yürütülen müzakereler ve bölgesel güvenlik politikalarındaki yaklaşımının ardından İsrail'in karşı karşıya olduğu yeni stratejik tabloyu değerlendirirken, "İsrail'in kuzey sınırındaki güvenlik ihtiyaçlarına yönelik tutumundaki keskin, açık ve beklenmedik değişiklik bizi hala şaşkına çevirmiş durumda ve şimdiden İran'dan bile daha tehlikeli olabilecek yeni bir meydan okumayla karşı karşıyayız: Türkiye" ifadelerine yer verdi.
Türkiye'nin Askeri Kapasitesi ve Savunma Sanayisindeki Yükselişi
Maariv gazetesi, Türkiye'nin NATO’nun en büyük askeri güce sahip ikinci ülkesi olduğuna dikkat çekti. Analizde, 32 üyeli NATO'nun toplam askeri kapasitesi içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin özel bir yere sahip olduğu belirtildi. Türkiye'nin yaklaşık 480 bin aktif personelden oluşan düzenli ordusunun yanı sıra geniş bir yedek kuvvet kapasitesine sahip olduğu ifade edildi. Gazete, Türk Kara Kuvvetleri'nin envanterinde yaklaşık 2 bin 200 tank bulunduğunu kaydetti. Bu tanklar arasında yaklaşık 300 Alman yapımı Leopard 2A4 tankı ve çeşitli versiyonlarda yaklaşık 900 Patton tankı yer alıyor. Ayrıca, Türkiye'nin kendi imkanlarıyla geliştirdiği ALTAY ana muharebe tankının da envantere girmesiyle kara kuvvetlerinin kabiliyetlerinin daha da arttığı belirtildi.
Analizde, Türkiye'nin savunma sanayiinde son yıllarda yakaladığı ilerlemeye özel vurgu yapıldı. Haberde, Türkiye'nin "hayal edilemeyecek kadar modern, gelişmiş ve etkileyici bir savunma sanayisi ile bağımsız bir ordu kurduğu" değerlendirmesine yer verildi. Maariv, Türk savunma sanayisinin yalnızca askeri ihtiyaçları karşılayan bir sektör olmaktan çıktığını, aynı zamanda ekonomik büyümenin önemli motorlarından biri ve etkili bir diplomatik araç haline geldiğini belirtti. Türkiye'nin savunma alanında ulaştığı seviyenin birçok ülke için dikkat çekici olduğu ve Ankara'nın savunma teknolojileri alanında attığı adımların bölgesel güç dengelerini etkileyebilecek ölçüde olduğu yorumu yapıldı.
Küresel Savunma Pazarında Türkiye'nin Yeri
Analizde, Türkiye'nin insansız hava araçları (İHA) alanındaki başarısına da geniş yer verildi. Özellikle Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarının Dağlık Karabağ, Libya ve Ukrayna'daki çatışmalarda gösterdiği performansın altı çizildi. Maariv, TB2'lerin sahadaki etkinliğinin dünya genelinde dikkat çektiğini belirterek, söz konusu sistemlerin Körfez ülkeleri, Afrika ülkeleri ve Kafkasya bölgesindeki devletler dahil olmak üzere toplam 34 ülkeye ihraç edildiğini yazdı. Gazete, Türkiye'nin insansız sistemler alanında elde ettiği başarı sayesinde küresel savunma pazarında önemli bir oyuncu haline geldiğini ifade etti. Bu ihracat başarıları, İstanbul ve çevresindeki savunma sanayii firmalarının da küresel pazardaki etkinliğini artırmaktadır.
Olası Çatışma Senaryoları ve Türkiye'nin Deniz Gücü
Maariv'in en dikkat çekici tespitlerinden biri ise Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerlilik oranına ilişkin oldu. Gazete, Türkiye'nin bugün kullandığı silah sistemlerinin yaklaşık yüzde 80'ini yerli imkanlarla üretebildiğini belirtti. Analizde, yerli olarak geliştirilen çok katmanlı hava savunma sistemlerinden zırhlı araçlara, mühimmatlardan insansız sistemlere kadar geniş bir üretim kapasitesinin bulunduğu ifade edildi. Gazete, "Türkiye'nin muazzam bir gücü var: Hava kuvvetleri, çoğunlukla F-16 ve diğer saldırı helikopterlerinden oluşan yaklaşık 200 uçağa sahip, ancak İsrail ile olası bir çatışmada ana tehdit, 14 denizaltı ve bir helikopter gemisinin yanı sıra fırkateynleri de içeren deniz kuvvetlerinden geliyor" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin dışa bağımlılığı azaltan bu stratejisinin son yıllarda askeri kapasiteyi önemli ölçüde güçlendirdiği kaydedildi.
Maariv, Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktrinine de geniş yer ayırdı. Analizde, söz konusu doktrinin Türkiye'nin Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin stratejik yaklaşımını yansıttığı belirtildi. Gazete, Ankara'nın denizlerdeki haklarını koruma hedefi doğrultusunda deniz kuvvetlerini güçlendirdiğini ifade ederken, bu yaklaşımın Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik denklemlerinde önemli rol oynadığını yazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terör örgütlerine karşı Kuzey Suriye ve Irak'ta uzun yıllardır kesintisiz operasyonlar yürüttüğü ve bu operasyonların Türk ordusuna önemli bir saha tecrübesi kazandırdığı vurgulandı. Gazete, Türk askerinin hem şehir savaşlarında hem de dağlık arazilerde geniş operasyonel deneyim elde ettiğini belirtti.
Son olarak analizde, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde ulaştığı yüksek yerlilik oranı, insansız sistemlerdeki başarıları, sınır ötesi operasyon tecrübesi, geniş askeri kapasitesi ve deniz gücü nedeniyle bölgedeki ülkeler tarafından yakından takip edildiğine dikkat çekilirken, "Türkiye yalnızca askeri
Yazar
İstanbul sokaklarının nabzını tutan Elif Polat, mahalle hikâyelerinden vatandaşın günlük yaşamına kadar şehrin insanına dokunan haberleri yazıyor.




