İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda “fon vurgunu” olarak bilinen soruşturma kapsamında eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere İstanbul Adliyesi'ne geldi.
Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından sürdürülen soruşturmada, üç isim 5 Kasım 2026 tarihinde saat 11.00 sularında Çağlayan'daki adliyede hazır bulundu. Kaya çifti ve eski SPK Başkanı Gönül, savcılığa ikinci kez ifade vermek üzere çağrıldı.
Kaya çiftinin daha önceki ifadeleri ne diyor?
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, soruşturmanın ilk aşamasında 7 Ekim tarihinde şüpheli sıfatıyla ifade vermişti. Özata Denizcilik hisselerindeki alım satım işlemleriyle ilgili sorulan sorulara yanıt veren çift, işlemler sırasında herhangi bir özel bilgi veya yönlendirme almadıklarını savundu. Kaya çifti, yatırımlardan elde edilen 2 milyar lirayı aşkın tutarı TMSF tarafından belirtilen hesaba iade ettiklerini beyan etmişti.
Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ise daha önce 30 Eylül'de şüpheli sıfatıyla ifadesini vermiş ve serbest bırakılmıştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, başsavcılığın talebi doğrultusunda Gönül hakkında “görevi kötüye kullanma” suçuna yönelik soruşturma izni vermişti.
Soruşturmaya siyasi tepkiler: "Göz boyama operasyonu"
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Kaya’nın ifadeye çağrılmasını TBMM'de düzenlediği basın toplantısında eleştirdi. Soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerektiğini savunan Emir, sürecin “bir karartma ve göz boyama operasyonu” olduğunu ileri sürdü. Emir, soruşturmanın sadece belirli isimlerle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek; bakanlar, eski milletvekilleri ve bürokratlarla ilgili iddiaların da araştırılmasını istedi.
Emir ayrıca, Tera fonuyla bağlantılı şirketlere sağlanan desteklerin ve Takasbank'ta bulunması gereken 36 milyar liranın akıbetinin de incelenmesi gerektiğini vurguladı. Emir, soruşturmanın etkili olması için HTS kayıtları ve dijital materyallerin mutlaka değerlendirilmesi çağrısında bulundu.







