İstanbul'da yaşayan çölyak hastaları, bilimsel dayanağı olmayan "alternatif tedavi" yöntemleri sunan kişilerin tuzağına düşme riskiyle karşı karşıya. Uzmanlar, çölyak hastalığının tek geçerli tedavisinin ömür boyu sürecek, sıfır toleranslı glutensiz diyet olduğunu vurgulayarak, hastalara ve ailelerine bu konuda eğitim almalarını tavsiye ediyor.

İstanbul'da Çölyak Hastalarına Yönelik Sahte Tedavi İddiaları Artıyor

Son yıllarda sosyal medyanın etkisiyle "glutensiz beslenme"nin bir diyet trendine dönüşmesi, çölyak hastalığıyla ilgili bilgi kirliliğini de beraberinde getirdi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenterolojisi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Necati Balamtekin, çölyak veya buğday alerjisi olmayan bireylere tıbbi olarak glutensiz diyet önermenin hekimlerin başvurduğu bir yol olmadığını, bunun tamamen bireysel bir tercih olduğunu belirtiyor. Ancak gerçek çölyak hastaları için glutensiz beslenmek bir tercih değil, mutlak bir zorunluluk ve yegâne tedavi yöntemi.

"Umut Tacirlerine Fırsat Verilmemeli"

Tedavinin sadece diyetten ibaret olmasının, durumu ticari bir ranta dönüştürmek isteyen istismarcılara kapı araladığına dikkat çeken Doç. Dr. Balamtekin, kendilerini "alternatif tedavi uzmanı" gibi tanıtarak çölyaklılara umut dağıtanlara karşı tavrını şu sözlerle ortaya koyuyor: "Umut tacirleri maalesef var. Bana göre bu durum kriminal bir durum olup, devletin güvenlik güçlerinin konuyla ilgilenmeleri ve bu kişilere fırsat vermemesi gerekir."

Çölyak Hastaları Sahte Tedavilerden Nasıl Korunabilir?

Doç. Dr. Necati Balamtekin'e göre, bu karanlık döngüyü kırmanın tek yolu eğitimden geçiyor. Hastaların ve ailelerin, bilimsel gerçeklikten uzaklaşıp farklı arayışlara girmeden önce, "tek geçerli tedavinin glutensiz diyet olduğunu" çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu bilincin sadece hastanelerde değil, toplumun her kesiminde yerleşmesi için televizyon ekranlarında yayınlanacak kamu spotları, mücadelenin en güçlü destekçisi olarak görülüyor.

İstanbul'da yaşayan çölyak hastaları ve aileleri, Sağlık Bakanlığı'nın ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği eğitimlere katılarak, hastalıkla ilgili doğru bilgilere ulaşabilir ve sahte tedavi yöntemlerine karşı bilinçli olabilirler.