İstanbul'da yapılan bir araştırma, çocukların suça sürüklenmesinde aile yapısındaki bozulma, eğitimden kopma, çevresel risk alanları ve dijital bağımlılığın önemli rol oynadığını gösterdi. Hırsızlık suçu özelinde yapılan incelemede, aidiyet arayışı ve hızlı kazanç algısının da etkili olduğu belirlendi.
İstanbul'da Çocukları Suça İten Faktörler Neler?
TBMM Akran Zorbalığı Alt Komisyonu raporuna da yansıyan bulgular, İçişleri Bakanlığı'nın "Çocukları Suça Sürükleyen Faktörler Projesi" kapsamında yürütülen araştırmadan elde edildi. İstanbul, Ankara ve İzmir'de gerçekleştirilen çalışmada, suça sürüklenen çocuklarla (SSÇ) temaslı birim yetkilileri, çocuk kapalı ceza infaz kurumları ve eğitimevlerindeki çocuklarla görüşmeler yapıldı. Çalışmada 92 yetkilinin görüşlerine başvurulurken, hırsızlık suçu özelinde profil ve faktör analizi için 18'i kız olmak üzere toplam 120 çocukla görüşüldü. Araştırmada öne çıkan dört temel unsur şöyle sıralandı: Aile yapısında bozulma, eğitimden kopma, çevresel risk alanları ve sosyal çevre.
Araştırmaya göre, ailede suç öyküsü, ebeveyn ayrılığı ve ilgisizlik, çocuklarda aidiyet ve kabul görme ihtiyacını tetikleyerek suça yönelmeye neden olabiliyor. Okuldan uzaklaşan çocukların sokakta daha fazla zaman geçirdiği ve suçla temas riskinin arttığı vurgulanıyor. Hırsızlık suçu, çocuk suçluluğu içinde hem en görünür hem de karmaşık alanlardan biri olarak değerlendiriliyor. Aidiyet arayışı, özdeşim ihtiyacı, akran etkisi, duygu düzenleme güçlükleri ve "hızlı kazanç" algısı, çocukları hırsızlığa yönelten başlıca psikososyal etkenler arasında sayılıyor.
Dijital Bağımlılığın Rolü Ne?
İçişleri Bakanlığı'nın Ankara'da gerçekleştirdiği ikinci bir araştırma ise dijital bağımlılığın etkilerini ortaya koydu. Altındağ, Keçiören ve Sincan ilçelerinde 10-14 yaş grubundaki öğrencilerin bulunduğu 3 ortaokul ile 15-19 yaş grubundaki gençlerin eğitim gördüğü liselerde yapılan çalışmada, yaş, dijital oyun ve sosyal medya kullanım süresi arttıkça akademik başarının düştüğü belirlendi. Araştırma, çocuk ve gençlerin yaşadıkları mahallelerde suç ve şiddetin yaygın olduğunu da gösterdi. Katılımcıların yaklaşık üçte birinin bir yakınının cezaevinde bulunduğu, dörtte birinin fiziksel şiddete maruz kaldığı ya da şiddet uyguladığı tespit edildi. Benzer şekilde, üçte birinin sözel şiddete başvurduğu ya da buna maruz kaldığı, yine önemli bir bölümünün duygusal şiddet deneyimi yaşadığı belirlendi.
Bu bulgular, İstanbul'daki benzer sosyoekonomik sorunlara sahip bölgelerde de çocuk suçluluğunun önlenmesi için ailelere, okullara ve yerel yönetimlere önemli görevler düştüğünü gösteriyor. Özellikle risk altındaki bölgelerde aile danışmanlığı hizmetlerinin artırılması, okullarda rehberlik servislerinin güçlendirilmesi ve çocukların dijital bağımlılıktan korunması için bilinçlendirme çalışmalarının yapılması büyük önem taşıyor.
İstanbul'da Çocuk Suçluluğu ile Mücadelede Neler Yapılabilir?
İstanbul'da çocuk suçluluğu ile mücadelede çok yönlü bir yaklaşım benimsenmelidir. Ailelerin bilinçlendirilmesi, çocukların eğitimine destek olunması, güvenli oyun alanlarının oluşturulması ve dijital bağımlılıkla mücadele edilmesi gibi önleyici çalışmaların yanı sıra, suça sürüklenen çocukların topluma yeniden kazandırılması için de rehabilitasyon programları uygulanmalıdır. Bu konuda sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve kamu kurumları işbirliği içinde çalışmalıdır.







