İran Cumhurbaşkanı Mesud Pejagkiyan, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının ABD'nin İslamabad Mutabakatı çerçevesindeki taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olduğunu duyurdu. Pezeşkiyan, Umman ile yürütülen görüşmeler sonucunda boğazın üzerinde anlaşmaya varılan harita temelinde açılabileceğinin kabul edildiğini belirtti.
Hürmüz Boğazı için yol haritası hazırlandı
İran yönetiminin deniz trafiğine dair stratejik bir plan üzerinde çalıştığını belirten Pezeşkiyan, hazırlanan yeni yol haritasının üst düzey makamlara sunulduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı, "Bu yol haritası Devrim Rehberi'ne (İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney) sunuldu ve Devrim Muhafızları, askeri güçler ve müzakere ekibindeki kardeşlerimiz tarafından da kabul edildi" dedi.
Boğazın açılması sürecinde Washington yönetiminin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Pezeşkiyan, ABD'nin İran üzerindeki deniz ablukasını ve yaptırımları kaldırması gerektiğini ifade etti. Pezeşkiyan ayrıca, "Eğer bu güzergah o çerçevelere göre açılırsa, ABD de taahhütlerini yerine getirmelidir. Washington'un deniz ablukasını ve yaptırımları kaldırması, İran’a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması ve İsrail’in Lübnan’daki eylemlerini durdurması için baskı yapması gerektiğini ifade etti" şeklinde konuştu.
Komşu ülkelerle diplomasi vurgusu
İran'ın bölgesel güvenliği sağlamak adına komşularıyla ortak bir dil geliştirmeyi hedeflediğini belirten Pezeşkiyan, diplomatik ilişkilerin yavaş ilerlediğine dikkat çekti. Bölgesel iş birliğinde Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerin önemine değinen Pezeşkiyan, şu ülkelerle ortak anlayış geliştirmek istediklerini belirtti: Pakistan, Afganistan, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Mısır, Azerbaycan ve Türkmenistan.
İstanbul merkezli takipçiler için bölgedeki bu gerginlik ve ticaret rotalarındaki belirsizlikler, küresel enerji fiyatları ve lojistik maliyetleri üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı'nın açılması, İslamabad Mutabakat Zaptı'nda belirtilen ve karşı taraflarca kabul edilen çerçeveye uygundur ve uygulanmalıdır" diyerek sürecin hukuki zeminine işaret etti.







