
Eğitim-Sen: Okul Güvenliği İnsan Hakkı, Fiziksel Önlem Yetmez
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunduğu "Okulda Şiddet ve Güvenli Eğitim" raporunda, İstanbul genelinde ve tüm Türkiye'deki okullarda güvenliğin yalnızca fiziki önlemlerle sağlanamayacağını vurguladı. Sendika, okul güvenliğinin temel bir insan hakları meselesi olduğunu belirterek, akran ve siber zorbalıkla mücadele için kapsamlı politikaların acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Okul Güvenliğinde Bütüncül Yaklaşım Vurgusu
Eğitim-Sen'in 3 Temmuz 2026 tarihli raporunda, okul güvenliğinin sadece kapı ve çevre denetimiyle sınırlı olmadığı belirtildi. Sendika, güvenli bir eğitim ortamı için sınıf mevcutlarının 20-25 kişiye düşürülmesini, her okula yeterli sayıda psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı atanmasını önerdi. Bu atamaların öğrenci sayısına ek olarak yerel risk analizlerine göre yapılması gerektiği ifade edildi. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde, her okulun bulunduğu bölgenin sosyal risk haritasına göre desteklenmesinin önemine dikkat çekildi.
Raporda, güvenli eğitim-öğretim ortamının demokratik katılımın, pedagojik bağların ve dayanışmanın güçlendiği yaşam alanlarında mümkün olabileceği belirtilerek, "Okullarımızı baskı mekanizmalarından, piyasacı hiyerarşilerden ve şiddet sarmalından kurtarıp; şiddetin yerini demokratik katılımın, onarıcı adaletin ve güçlü pedagojik bağların aldığı özgür, eşit ve güvenli alanlara dönüştürene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" açıklaması yapıldı.
Zorbalık Verileri ve Siber Tehditler
Eğitim-Sen raporunda, Uluslararası kurum ve kuruluşlar ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) istatistiklerine de yer verildi. PISA 2022 verilerine göre, Türkiye’de 15 yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 26,6’sının ayda en az birkaç kez zorbalık içeren davranışlardan birine maruz kaldığı tespit edildi. TIMSS 2023 sonuçları ise sorunun erken yaşlarda başladığını gösteriyor; Türkiye’de 4. Sınıf öğrencilerinin yüzde 16’sı haftada yaklaşık bir kez zorbalığa maruz kaldığını bildirdi. "Neredeyse hiç zorbalığa uğramadığını" belirten öğrencilerin oranı ise yüzde 43 düzeyinde kaldı. Bu durum, akran zorbalığının ilkokul çağından itibaren okul iklimini ve öğrencinin okula bağlılığını etkileyen ciddi bir risk haline geldiğinin altını çiziyor.
TÜİK ve UNICEF tarafından yayımlanan Türkiye’deki Çocuklar 2024 çalışması da raporda yer aldı. Bu çalışmaya göre, 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 13,8’inin birden fazla kez akran zorbalığına maruz kaldığı tespit edildi. Bu oran, yaklaşık her yedi çocuktan birinin tekrar eden zorbalık davranışlarıyla karşılaştığı anlamına geliyor.
MEB’in 2025 yılında lise öğrencileri arasında yürüttüğü Şiddet Algısı Araştırması ise şiddetin dijital ortamlarda yoğunlaştığını ortaya koydu. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 37,1’i şiddet olaylarının en yaygın görüldüğü alan olarak dijital ortamı işaret ederken, yüzde 92,3’ü özel bilgi veya fotoğrafların internet ortamında paylaşılmasıyla tehdit edilmeyi şiddet olarak tanımladı. Eğitim-Sen, bu bulguların siber zorbalığın "okul duvarlarını aşarak öğrencinin evine, telefonuna ve gündelik yaşamına yayılan kesintisiz bir baskı biçimine dönüştüğünü" gösterdiğini belirtti.
Uluslararası Örnekler ve Politika Önerileri
Raporda, Norveç'teki Olweus Zorbalığı Önleme Programı, Finlandiya'daki KiVa Programı ve Hindistan'daki SEHER Programı gibi uluslararası başarılı modellerden örnekler sunuldu. Bu programların ortak noktasının, okul güvenliğini polis merkezli değil, pedagojik, ilişkisel ve bütüncül bir yaklaşımla sağlaması olduğu vurgulandı. Başarılı modellerin tamamı rehberliği, sosyal-duygusal öğrenmeyi, öğrencilerin katılımını, ailelerle işbirliğini ve okul ikliminin düzenli izlenmesini merkeze alıyor.
Eğitim-Sen'in okulda şiddeti önlemek için hazırladığı temel politika önerileri ise şöyle sıralandı:
- Sınıf mevcutları 20-25 kişiye düşürülerek pedagojik bir güvenlik eşiği oluşturulmalıdır.
- Her okula yeterli sayıda psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı atanmalıdır.
- Okul güvenliği pedagojik ilkeler doğrultusunda sağlanmalı, öğrencileri kuşatan uygulamalardan kaçınılmalıdır.
- Veliler; öfke yönetimi, bilinçli ebeveynlik ve çocuk hakları konularında sürekli eğitim süreçlerine dahil edilmelidir.
- Müfredata dijital yurttaşlık ve siber zorbalıkla mücadele içerikleri eklenmeli, güvenli raporlama mekanizmaları kurulmalıdır.
- Eğitim emekçilerine kriz yönetimi, akran arabuluculuğu, travma duyarlı pedagoji ve onarıcı disiplin konularında nitelikli hizmet içi eğitimler verilmelidir.
- Öğretmenleri hedef haline getiren, mesleki saygınlığı zedeleyen uygulamalara son verilmelidir.
- Bireysel silahlanmayı sınırlandıracak yasal ve idari düzenlemeler derhal hayata geçirilmeli, Türkiye Birleşmiş Milletler Güvenli Okullar Bildirgesi’ni imzalamalı ve uygulamalıdır.
Sendika, gerçek anlamda güvenli bir eğitim-öğretim ortamının kameralarla izlenen, polisle
Yazar
İstanbul sokaklarının nabzını tutan Elif Polat, mahalle hikâyelerinden vatandaşın günlük yaşamına kadar şehrin insanına dokunan haberleri yazıyor.



