
Dünya enerji dengesizliği son yirmi yılda üç kat arttı
Bilim insanları, kükürt kirliliğini azaltmaya yönelik küresel politikaların, güneş ışığını yansıtan sülfat aerosollerinin azalmasına ve dolayısıyla küresel ısınmanın beklenenden daha hızlı gerçekleşmesine yol açabileceğini duyurdu. TRT Haber'in aktardığı verilere göre, fosil yakıt kullanımının azaltılmasıyla düşen kükürt emisyonları, atmosferdeki doğal soğutma mekanizmasını zayıflatıyor.
Kükürt kirliliğinin azalması ısınmayı nasıl etkiliyor?
Elektrik santralleri ve gemilerden kaynaklanan kükürt emisyonlarının Avrupa, Kuzey Amerika ve Çin'de büyük oranda düşürülmesi, atmosferdeki sülfat aerosol miktarını azalttı. Kömür ve petrol yakımıyla oluşan bu parlak parçacıklar, güneş ışığını uzaya geri yansıtarak gezegeni soğutuyordu. Ancak sülfat aerosolleri atmosferde yalnızca günler veya haftalarca kalırken, karbondioksit emisyonları yüzyıllarca varlığını sürdürüyor. Bu durum, temiz hava politikalarının ısıtıcı bir yan etki yaratmasına neden oluyor.
Yapılan analizlerde, aerosol kirliliğindeki düşüşün küresel ısınmaya her on yılda yaklaşık yüzde 0,05 ile yüzde 0,1 arasında katkı sağladığı tahmin ediliyor. Buna karşılık, sera gazları küresel ısınmaya her on yılda yaklaşık yüzde 0,2 oranında ek ısı katmaya devam ediyor.
Dünyanın enerji dengesi bozuluyor
Gezegenin emdiği güneş enerjisi ile uzaya geri saldığı ısı arasındaki fark olan "Dünya enerji dengesizliği", son yirmi yılda yaklaşık üç katına çıktı. Okyanusların ısınma hızı da kritik bir boyuta ulaştı; 1960 ile 2005 yılları arasındaki döneme kıyasla okyanuslar son yirmi yılda iki kattan daha hızlı ısınıyor. Isınan okyanuslarla birlikte alçak bulut örtüsü azalırken, parlak bulutların yerini karanlık okyanus yüzeyine bırakması güneş ışığının daha fazla emilmesine neden oluyor.
İklim hassasiyeti beklentilerin üzerinde mi?
Son gözlemler ve bilgisayar simülasyonları, iklimin sera gazlarına karşı tahmin edilenden daha hassas olabileceğine işaret ediyor. Mevcut analizler, emisyon seviyelerinin önceden düşünüldüğünden yüzde 25 daha fazla ısınmaya yol açabileceğini gösteriyor. Mevcut hükümet politikalarıyla yüzyılın sonuna kadar beklenen 2,8 derecelik artışın, yeni kanıtların doğrulanması halinde 3,5 dereceye yaklaşabileceği öngörülüyor.
İstanbul ve çevresindeki kıyı bölgeleri için bu durum, deniz seviyesindeki yükselme ve ani hava olayları riskini daha kritik hale getiriyor. Sıcaklık artışıyla birlikte aşırı sıcak dalgaları, seller, kuraklıklar ve orman yangınlarının riskinde artış bekleniyor.
Yazar
Hakan Aydın, İstanbul siyasetini ve yerel yönetimleri yakından takip eden deneyimli muhabir. Belediye gündeminden şehir politikalarına kadar kente dair haberleri ilk elden aktarıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Kükürt kirliliğinin azalması neden ısınmayı hızlandırıyor?+
Kükürt emisyonları atmosferde sülfat aerosolleri oluşturarak güneş ışığını yansıtıp soğutma sağlıyordu. Bu emisyonların azaltılmasıyla, gezegenin ısıyı hapsetmesine neden olan koruyucu bir kalkanın ortadan kalkması söz konusu oluyor.
Küresel ısınma tahmin edilen seviyenin ne kadar üzerine çıkabilir?+
Yeni bilimsel analizlere göre, iklim hassasiyetinin beklenenden yüksek olması nedeniyle ısınma yüzde 25 daha fazla olabilir. Bu durum, yüzyıl sonundaki artış beklentisini 2,8 dereceden 3,5 dereceye yükseltebilir.
Okyanuslardaki ısınma hızı nasıl değişti?+
Okyanusların son yirmi yıldaki ısınma hızı, 1960 ile 2005 yılları arasındaki döneme kıyasla iki kattan daha fazla artış göstermiştir.




