DSÖ'den İklim Krizi Uyarısı: İstanbul'da Sağlık Tehdidi Artıyor
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), iklim krizinin küresel halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, acil durum çağrısında bulundu. Bağımsız Avrupa İklim ve Sağlık Komisyonu, DSÖ'nün bu durumu "Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu" (PHEIC) ilan etmesi gerektiğini, aksi takdirde milyonlarca insanın hayatını kaybedebileceğini vurguladı. Bu durumun İstanbul gibi büyük şehirlerde de sağlık risklerini artırabileceği belirtiliyor.
İklim Krizi İstanbul'da Hangi Sağlık Tehditlerini Artırıyor?
Komisyonun raporuna göre, dang humması ve 'chikungunya' gibi vektör kaynaklı hastalıkların yayılması, aşırı hava olayları, küresel ısınma, gıda güvensizliği ve hava kirliliği uluslararası koordinasyon gerektiren bir sağlık tehdidine dönüştü. Bu tehditlerin İstanbul'da da görülme olasılığı, şehirdeki yaşam koşulları ve coğrafi konum nedeniyle yüksek. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklar ve hava kirliliği, solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir ve kronik rahatsızlıkları olan bireyler için ciddi risk oluşturabilir.
İzlanda’nın eski Başbakanı ve komisyon başkanı Katrín Jakobsdóttir, iklim krizinin pandemi olmayabileceğini ancak insanlığın yaşamını tehdit eden küresel bir sağlık acil durumu olduğunu söyledi. Jakobsdóttir, "Daha hızlı ve kapsamlı önlem alınmazsa milyonlarca insan hayatını kaybedebilir veya ciddi sağlık sorunları yaşayabilir" dedi.
İstanbul'daki Hastaneler İklim Krizine Hazırlıksız mı?
Raporda, sağlık sistemlerinin aşırı sıcaklar, seller ve diğer iklim olaylarına karşı daha dayanıklı hale getirilmesi gerektiği belirtiliyor. London School of Hygiene & Tropical Medicine öğretim üyesi Prof. Sir Andrew Haines, birçok hastanenin taşkın bölgelerinde bulunduğunu ve enerji verimliliği açısından yetersiz olduğunu ifade etti. İstanbul'daki bazı hastanelerin de benzer riskler taşıdığı ve özellikle aşırı sıcak hava dalgalarında sağlık altyapısının zorlanabileceği öngörülüyor. Ayrıca, sağlık sektörünün küresel karbon salımının yaklaşık yüzde 5’inden sorumlu olduğu da raporda hatırlatıldı.
Fosil yakıtların yalnızca Avrupa’da yılda yaklaşık 600 bin erken ölüme yol açtığı belirtilirken, Avrupa’nın petrol ve doğal gaz sektörüne yılda yaklaşık 444 milyar euro destek sağladığı ifade edildi. Bu durum, İstanbul'da da hava kirliliğinin ve buna bağlı sağlık sorunlarının artmasına neden olabilir. Komisyon, Avrupa hükümetlerine fosil yakıt sübvansiyonlarını sonlandırma çağrısında bulundu.
DSÖ Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, fosil yakıt bağımlılığının yalnızca enerji maliyetlerini değil, sağlık sistemlerini de tehdit ettiğini belirtti. Kluge, "İklim için harekete geçmek artık yalnızca çevresel değil; aynı zamanda sağlık, ekonomi ve güvenlik meselesidir. Bu aynı zamanda ahlaki bir zorunluluktur" dedi.
İklim değişikliği kaynaklı yanlış bilgilendirmeyle mücadele edilmesi ve ülkelerin iklim-sağlık etki analizlerini artırması gerektiği de vurgulandı. Uzmanlar ayrıca iklim krizinin yalnızca fiziksel değil, ruh sağlığı açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti. İstanbul'da yaşayanların iklim değişikliğiyle ilgili kaygıları ve belirsizlikler nedeniyle ruh sağlıklarının olumsuz etkilenebileceği öngörülüyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmaların ve alınacak önlemlerin, şehirdeki sağlık risklerini azaltmada önemli rol oynayacağı düşünülüyor.
Yazar
İstanbul sokaklarının nabzını tutan Elif Polat, mahalle hikâyelerinden vatandaşın günlük yaşamına kadar şehrin insanına dokunan haberleri yazıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
İklim krizi İstanbul'da yaşayanları nasıl etkileyecek?+
İklim krizi, İstanbul'da aşırı sıcaklar, hava kirliliği, su kaynaklarının azalması ve bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi sorunlara yol açarak halk sağlığını tehdit edebilir. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı olanlar daha fazla etkilenebilir.
DSÖ'nün acil durum çağrısı İstanbul için ne anlama geliyor?+
DSÖ'nün çağrısı, İstanbul'daki yetkililerin ve sağlık kuruluşlarının iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini daha ciddiye alması ve önleyici tedbirler geliştirmesi gerektiği anlamına geliyor. Şehrin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale getirilmesi için çalışmaların hızlandırılması önemlidir.
İstanbul'da iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için neler yapılabilir?+
İstanbul'da toplu taşıma kullanımının teşvik edilmesi, enerji verimliliğinin artırılması, yeşil alanların çoğaltılması, su kaynaklarının korunması ve atık yönetiminin iyileştirilmesi gibi önlemler alınarak iklim değişikliğinin etkileri azaltılabilir. Ayrıca, halkın bilinçlendirilmesi ve iklim dostu yaşam tarzlarının benimsenmesi de önemlidir.


