
Anksiyete teşhisi olanlar için vesayet şüphesi doğdu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davasında anksiyete teşhisi konulan ve yeşil reçeteli ilaç kullanan davalı erkeğin dava ehliyetinin araştırılması gerektiğini belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu. Kararda, kişinin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin tespiti için Adli Tลp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiği vurgulandı.
Yargıtay kararı ne anlama geliyor?
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanan karar, Yargıtay incelemesinde "erkeğe anksiyete bozukluğu teşhisi konulduğu ve yeşil reçeteli ilaç kullandığı" iddiası üzerine yeniden şekillendi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, oy birliğiyle aldığı kararda; mahkemenin, davalının vesayet altına alınması gerekip gerekmediğini, yani dava ehliyetinin bulunup bulunmadığını araştırması gerektiğini ifade etti. Kararın gerekçesinde, bu hususun bir ön sorun olarak kabul edilmesi ve gerekirse yargılamanın sonucuna kadar bekletilmesi gerektiği belirtildi.
Dosya kapsamında, ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılmasına hükmedildi. İstanbul ve çevresindeki hukuk süreçlerini yakından ilgilendiren bu karar, psikiyatrik tedavi gören bireylerin yargı önündeki haklarını doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Anksiyete bozukluğu ne kadar yaygın?
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2021 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 4.4'ü olan 359 milyon kişi anksiyete bozukluğu ile yaşamaktadır. Türkiye'deki epidemiyolojik çalışmalar da bu rahatsızlığın ülkemizde en yaygın ruh sağlığı sorunları arasında yer aldığını teyit ediyor.
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nden Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, anksiyete bozukluğu hakkında şu bilgileri verdi: "Anksiyete, aslında tehlike karşısında bizi koruyan doğal bir duygu ve her insan zaman zaman kaygı yaşayabilir. Ancak bu kaygı yoğunlaştığında, kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini olumsuz etkilemeye başladığında anksiyete bozukluğundan söz edilir. Kişi çoğu zaman gerçek tehlikeyle orantısız bir şekilde sürekli endişe hisseder ve endişeyi kontrol etmekte zorlanır."
Hukukçular kararı nasıl yorumluyor?
Kararın, yeşil reçeteli ilaç kullanan her birey için vesayet araştırması kapısını açabileceğine dikkat çeken Avukat Fatih Karamercan, sürecin sadece ilaç kullanımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Karamercan, "Doğrudan akli melekeleri yok etmezler ancak uyuşukluk, dikkat eksikliği, hafıza problemleri gibi geçici yan etkilere yol açarak zihinsel performansı etkileyebilirler. Olması gereken anksiyete teşhisi konulan ve yeşil reçete kullanan taraf açısından ayrıca başka somut etmenlerin var olmasından sonra vesayet araştırmasının yapılmasıdır" dedi.
Avukat Özlem Şen ise günümüzde birçok kişinin bu tedaviyle günlük yaşamını sürdürdüğünü hatırlatarak, "Yalnızca anksiyete tanısı ya da yeşim reçeteli ilaç kullanımı bu sonuca ulaşmak için yeterli değildir. Esas değerlendirilmesi gereken husus, kişinin yargılama sürecini anlayıp anlayamadığı ve iradesini sağlıklı şekilde açıklayabilecek durumda olup olmadığıdır" şeklinde görüş bildirdi.
Yazar
Hakan Aydın, İstanbul siyasetini ve yerel yönetimleri yakından takip eden deneyimli muhabir. Belediye gündeminden şehir politikalarına kadar kente dair haberleri ilk elden aktarıyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Yargıtay'ın kararı boşanma davalarını nasıl etkiler?+
Bu karar ile boşanma davalarında anksiyete teşhisi alan veya yeşil reçeteli ilaç kullanan tarafların dava ehliyetinin (yargılama yapabilme yeteneği) araştırılması zorunlu hale gelebilir. Mahkemeler, kişinin iradesini sağlıklı yansıtabilmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor talep edebilir.
Anksiyete teşhisi tek başına vesayet sebebi sayılır mı?+
Hayır. Hukukçuların görüşüne göre, sadece anksiyete tanısı veya ilaç kullanımı tek başına bir kişinin vesayet altına alınması için yeterli değildir. Önemli olan, bu durumun kişinin yargılama sürecini anlayıp iradesini sağlıklı açıklamasını engelleyip engellemediğidir.
Yeşil reçeteli ilaçlar zihinsel süreçleri nasıl etkiler?+
Avukat Fatih Karamercan'ın belirttiği üzere, bu ilaçlar doğrudan akli melekeleri yok etmese de; uyuşukluk, dikkat eksikliği ve hafıza problemleri gibi geçici yan etkilere yol açarak kişinin zihinsel performansını etkileyebilir.




