
Amasya Tamimi’nin 107. yılı: Tarih tekerrür ediyor mu?
Doç. Dr. İhsan Tayhani, 22 Haziran 1919'da yayımlanan Amasya Genelgesi'nin (Amasya Tamimi) 107. Yıl dönümünde kaleme aldığı yazıda, tarihsel süreci ve günümüz siyasi gelişmelerini karşılaştırdı. Tayhani, genelgenin üçüncü maddesinde yer alan "Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ifadesinin, ulusu egemenliğini eline almaya çağıran temel yargı olduğunu vurguladı. İstanbul ve Türkiye kamuoyunda yankı uyandıran bu değerlendirme, Cumhuriyet tarihinin temel taşlarına dair önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor.
Amasya Genelgesi neden devrim bildirgesi olarak görülüyor?
Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışından 33 gün sonra, 22 Haziran 1919'da yayımlanan Amasya Tamimi'ni "devrim bildirgesi" olarak değerlendiriyor. Tayhani, bu bildirgenin bir bakıma Kurtuluş Savaşı'nın duyuru belgesi olduğunu belirtti. Bildirgede ulusal iradeye yapılan güçlü vurgunun, daha sonra Erzurum Kongresi'nde yinelendiğini, Sivas Kongresi kararlarında ise "Ulusal güçler etken, ulusal irade egemen kılınacaktır" şeklinde pekiştirildiğini ifade etti. Yurt ölçeğinde kurulan tüm Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin, Sivas Kongresi'nde "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında toplanmasını, örgütlenmenin en önemli aşaması olarak nitelendirdi.
Ulusal egemenlikten CHP'nin kuruluşuna uzanan yol
Tayhani, Kuvayı Milliye olarak anılan halk odaklı kongrelerle başlayan sürecin, 23 Nisan 1920'de açılan TBMM ile yeni bir evreye girdiğini hatırlattı. Bu meclisin meşruiyetinin temelinde ulusal irade ve halk egemenliğinin yattığını belirten Tayhani, Atatürk'ün 24 Nisan 1920'deki Meclis konuşmasına dikkat çekti. Atatürk'ün, kurulacak hükümeti "... Böyle bir hükümet, hâkimiyeti milliye esasına dayalı, halk hükümetidir, cumhuriyettir" diye tanımladığını aktardı. Tayhani, CHP'nin köklerinin Müdafaa-i Hukuk hareketine dayandığını vurgulayarak, "CHP, kuruluşu ve ilkeleri ile Ulusal Savaşım süreci ve Cumhuriyet tarihimizle doğrudan bağlantılı, 103 yıllık yüce bir çınardır" ifadelerini kullandı. Partinin, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin 9 Eylül 1923'te "Halk Fırkası" adıyla parti kimliği kazanmasıyla kurulduğunu, 10 Kasım 1924'te Cumhuriyet Halk Fırkası'na dönüştüğünü ve 1931'de "fırka"nın "parti" olarak değiştiğini hatırlattı.
Tarih yineleniyor: Günümüzdeki siyasi gelişmeler
Tayhani, 103 yıl sonra bugün, Atatürk'ün armağanı laik Cumhuriyetin ikili bir kuşatma altında olduğunu öne sürdü. Bir tarafta 2017'de "sultanizm benzeri tek adam rejimi" olarak nitelendirdiği ve yaşam boyu kalmak isteyen bir iktidar olduğunu, diğer tarafta ise ABD emperyalizminin bulunduğunu iddia etti. Yazısında, 19 Mart 2025'ten beri yargı eliyle halkın iradesine el konulduğunu savunan Tayhani, 21 Mayıs günlü "butlan" darbesi ve 24 Mayıs'ta güvenlik güçlerinin CHP Genel Merkezi'ne yaptığı saldırıyı "çekinmesiz bir parti devleti atılımı" olarak değerlendirdi. Tayhani, "Kim ne yaparsa, nasıl bir takla atarsa atsın, 107 yıl önce olduğu gibi bugün de 'Bu ulusun bağımsızlığını ve egemenliğini yine bu ulus kurtaracaktır'" diyerek yazısını sonlandırdı
Yazar
Hakan Aydın, İstanbul siyasetini ve yerel yönetimleri yakından takip eden deneyimli muhabir. Belediye gündeminden şehir politikalarına kadar kente dair haberleri ilk elden aktarıyor.




